Altın, insanlık tarihinin en eski ve en değerli metallerinden biri olarak kabul edilir. Antik çağlarda Mısırlılar, altını tanrıların sembolü olarak görüyordu. Firavunların mezarları, Tutankhamun’un altın maskesi gibi eserlerle doluydu. Aynı dönemde Mezopotamya’da altın, ticaretin ve diplomasinin bir aracıydı. Hatta ilk altın sikkeler MÖ 6. yüzyılda Lidya Krallığı’nda basıldı ve para sisteminin temelini oluşturdu.
Orta Çağ’da altın, Avrupa’da kilisenin ve kralların gücünü simgeliyordu. Katedrallerin sunakları altın varaklarla kaplanırken, Haçlı Seferleri altın talebini artırdı. Rönesans döneminde ise altın, sanatın vazgeçilmezi oldu; İtalyan ressamların tablolarında altın varak kullanımı yaygınlaştı.
Sanayi Devrimi’yle birlikte altın, finansal sistemlerin merkezine yerleşti. 19. yüzyılda “Altın Standardı” dünya para birimlerinin altına endekslenmesini sağladı. Günümüzde ise altın, yatırımcıların yanı sıra teknoloji sektöründe de kullanılıyor. Örneğin, cep telefonlarındaki devrelerde mikroskobik altın parçacıkları iletkenlik sağlıyor. Tarih boyunca altın, insanlığın ilerlemesine eşlik eden bir sembol olarak öne çıkıyor.